HAKKIMIZDA  |  KONAKLAMA  |  REZERVASYON  |  MÜŞTERİLERİMİZ  |  İLETİŞİM  |  ANA SAYFA

ANTALYA

Antalya, Akdeniz kıyısında kendi adını taşıyan körfezde deniz kıyısı il Toros Dağları arasında yer almaktadır. Antalya toprakları, kıyıda denize dik inerek falezler oluşturan, içeride ise kıyıya paralel uzanan Toros Dağları tarafından parçalanmış iki platodan oluşur. Batıdaki Teke yaylası, doğudaki ise Taşeli yaylasıdır. Torosların güneyinden kaynaklanan çok sayıda irili ufaklı akarsu , denize dökülürken eşine ender rastlanır güzellikte çağlayanlar oluştururlar. Akdeniz kıyısında kilometrelerce uzanan Patara, Belek, Karpuzkaldıran, Side, Konyaaltı plajları, Damlataş, Karain, Düden, Manavgat şelaleri, Köprülü Kanyon, Olimpos Bey Dağları ve Termessos ulusal parkları başlıca doğal güzelliklerdir. Antalya'da doğa bitki örtüsü yönünden çok zengindir, kıyı şeridinde her türlü tropikal bitki görülebilir. Akdeniz ülkelerine özgü maki bitki örtüsü egemenliği görülür, meşe ve çam ağaçlarının oluşturduğu ormanlar, pamuk ve susam tarlaları, portakal, limon ve muz bahçeleri yer alır. Lübnan sediri dünyada sadece Antalya ormanında yetişmektedir. Yaz ayları sıcak ve kurak geçer. Diğer aylarda yağışlı ve ılık bir iklim egemendir.

Tarihi ve doğal zenginlikleri ile ün salmış olan Antalya ve yöresi, yüzyılları kapsayan süreç içinde, önemli uygarlıkların kurulup yaygınlaştığı bir alan olmuştur. Yöreye dağılmış yüze yakın antik kent, zengin tarihsel yapıtlarla dolu görkemli geçmişi yansıtır. Yörede Lidyalıların ve Perslerin egemen olduğu dönemleri Helenistik, Roma ve Bizans dönemleri izlemiş, VII. yüzyıldan sonra Müslüman-arap etkisi görülmeye başlanmışsa da, XI. yüzyıldan sonra Türk islam kültürü egemen olmuştur. Yöredeki en eski yerleşme izleri, kırk bin yıllık bir geçmişi olan Karain Mağaraları'ndadır. Antalya Körfezi'nin batısındaki Beldibi kaya sığınığında, orta taş çağından buluntular elde edilmiştir. Antalya sınırları içindeki Ksanthos, Patara, Antiphellos, Kyaneai, Trysa, Simene, Arykanda, Akalissos, Limyra, Myra, Kordydella, Rhodiopolis, İdebessos, Olympos, Phasellis, Olbia, Termessos, Magydos, Perge, Sillyon, Aspendos, Selge, Side, Seleukis, Ptolemaios, Sellinos gibi Antik Çağ kentleri, yüzyıllar boyunca yörede ortaya çıkmış uygarlıkların ürünü olan bir çok tarihsel yapıtla doludur.

KEMER

Kemer Antalya'dan 42 uzaklıkta, geniş yatak kapasiteli otelleri, tatil köyleri ve modern marinası ile Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biridir.15 yıl öncesine kadar Toros Dağlarının eteklerinde portakal bahçelerinin arasında bulunan ve birkaç evin bulunduğu sade bir köydü. Turizmin gelişmesiyle hızlı bir değişime uğradı. Oteller kuruldu, dükkanlar açıldı, yeni iş kolları oluştu. Kısacası Kemer hızlı bir gelişim sürecine girdi. Bugün sokakları yerli ve yabancı turistlerle dolu, kaliteli ve lüks otellerin yanında her kesimden insanın tatil keyfini yaşayabileceği motel ve pansiyonlarıyla vazgeçilmez bir tatil beldesidir. Denizin ve güneşin tadını çıkarabileceğiniz eşsiz plajları Mavi Bayraklıdır. Zengin ürün çeşitleriyle alışverişin tadına varabileceğiniz çok sayıda dükkanı mevcuttur. Ayrıca iki büyük süpermarket bulunur. Gece kulüpleri, discoları ve barlarıyla gece hayatınızı eğlenceli hale getirir. Kemer göçebe yaşayan Yörüklerin eviydi. Sıcak bahar ve yaz mevsimini Toros Dağlarında geçiren Yörüklerin doğal yaşamları Kemer'de bulunan Yörük Parkında sergilenmektedir. Çam ağaçlarının gölgesinde, engin deniz manzarasında gözleme ve buz gibi bir ayranın tadına doyum olmaz.Eğlenceyi ve macerayı seven herkese uygun aktiviteler mevcuttur. Kemer platolarında safariye çıkabilir, günübirlik yat turlarına katılabilirsiniz. Toros Dağlarının eteklerindeki at çiftliklerinde ata binebilir ve ağaçların gölgesinde yemek yiyebilirsiniz. Ayrıca seyahat Acentelerinin düzenlediği bisiklet turlarına ve dalış turlarına katılabilirsiniz. Kemer'in köyleriyle ve Antalya ile ulaşım sorunu bulunmamaktadır. Sabah erken saatlerde başlayan dolmuş seferleri gece geç saatlere kadar devam etmektedir.

GÖYNÜK VE BELDİBİ

Göynük ve Beldibi, Toros Dağlarının eteklerinde, narenciye bahçeleri arasında yer alan denize kıyısı olan iki güzel beldedir. Kemer ile Antalya arasında yer almasından dolayı ulaşım sorunu yaşanmaz . Otobüs seferleri gece geç saatlere kadar devam etmektedir . Bölgenin en gelişmiş beldelerindendir. Sağlık merkezleri ve okullar bulunur . Her türlü ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz dükkanlar, süpermarketler vardır ve haftada bir pazar kurulur. Yaz kış vakit geçirebileceğiniz ve eğlenebileceğiniz restoranlar, barlar ve cafeler bulunur. Yaz mevsimi başka bir güzeldir. Bölgenin en çok tercih edilen turizm merkezlerindendir. Çok kaliteli ve ünlü tatil köyleri ve oteller bulunur. Eşsiz plajlarında güneşin ve denizin tadını doyasıya çıkarırsınız. En önemlisi doğayla iç içe olmasının getirdiği avantajla stresten arınarak huzuru ve mutluluğu bu doğal ortamda bulabilirsiniz.

KUZDERE

Kuzdere, Toros Dağlarının eteklerinde doğayla baş başa kalarak kendinizi dinleyip huzur bulabileceğiniz, narenciye bahçeleri arasında bulunan şirin bir köydür. Köyün simgesi olan Karataş'a her yıl çok sayıda turist tırmanır Köyde bulunan vadiye her yıl safariler düzenlenmektedir. Yaz sıcaklarından bunalan herkes vadiye giderek serin havası ve yaz kış akan deresiyle serinlemektedir. Şehrin bunaltıcı, yorucu ve stresli ortamından sıkılan herkesin huzur bulabileceği nadide bir yerdir. Kuzdere'de duyacağınız tek ses doğanın sesidir. Sabahları kuş cıvıltıları ile uyanır geceleri rüzgarın melodisiyle uyursunuz. Ayrıca Kuzdere' nin Kemer merkezle ulaşım sorunu bulunmaz ve Kemer'e mesafesi 4 km dir. Sağlık hizmetleri, eğitim imkanı, marketleri ve haftada bir gün kurulan pazarı vardır.

ASLANBUCAK

Aslanbucak, Kemer'e 3 km mesafede bulunan narenciye bahçeleri arasında yer alan bir beldedir. Kemer ve civarında kalan bir çok yer gibi, şehir karmaşasından uzakta huzuru bularak rahatlayabileceğiniz sessiz bir mekandır. Toros Dağlarının eteklerinde bulunan bu şirin beldenin Kemer merkeziyle ulaşım sorunu bulunmamaktadır. Yerli ve yabancı turistler doğal güzelliklerini görmek için Aslanbucak içerisinde yürüyüşler yapmaktadır. Sağlık hizmetleri, eğitim olanakları ve alışveriş imkanları mevcuttur.

ÇAMYUVA

Çamyuva, Kemer çevresinde yer alan vazgeçilmez bir tatil yöresi olmasının dışında, yerli ve yabancı bir çok insanın yaşadığı bir yerleşim yeridir. Çam ağaçları arasında yer alan Çamyuva‘nın bir tarafı dağlarla, bir tarafı denizle çevrilidir. Adeta doğayla iç içe bulunur. Bir çok insanın tatilini geçirmek için can attığı Çamyuva‘da yaşamak bir ayrıcalıktır. Sıcak günlerde Akdeniz‘in pırıl pırıl sularında serinleyip, ağaç gölgeleri altında dinlenebilirsiniz. Yaz kış eğlence mekanlarında doyasıya eğlenebilirsiniz. Farklı ürün seçenekleriyle her türlü ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz dükkanlar ve süpermarketler mevcuttur. Sağlık merkezleri ve okul bulunur. Haftada bir kurulan pazarında taze ve doğal ürünler bulabilirsiniz. Çamyuva‘nın Kemer Antalya ve diğer beldelerle ulaşım sorunu bulunmaz. Şehir karmaşasından ve stresinden uzaklaşarak doğayla iç içe olan bu mekanda huzuru ve mutluluğu bulabilirsiniz.

TEKİROVA

Doğa ile Tarihin birbirleri ile büyülü bir aşk yaşadığı güney sahilimizdeki şirin belde Tekirova, Antalya'ya yaklaşık 60 km. Kemer`e 17 km uzaklıkta olup, yol boyunca eşsiz dağ ve deniz manzaralarıyla bütünleşir. Torosların uzantısı olan Olympos (Beydağları) dağlarının hemen eteklerinde kurulmuştur. Yaklaşık 5 km'lik sahil şeridiyle, Olympos'lar arasında yeşilin her türlü tonunu görmek mümkündür. Gezilecek Yerler : Tekirova'ya 5 km mesafede kurulu antik Phaselis şehri Bir Likya kenti olan Olympos Mitolojik tanrıların dağı Yanartaş yani Çıralı… Üç Adalar su altı dalış parkı…

BEYCİK

Beycik tatil beldesi Antalya'nın Kemer İlçesine bağlı olup, Türkiye'nin İsviçre'si olan Bey Dağları üzerinde harikulade deniz ve dağ manzaralı bir yerleşim alanıdır. Deniz seviyesinden takriben 1000 metre yüksekliktedir. Bu bakımımdan nem oranı % 20 ila 25'i geçmez. Gerek rutubet oranının düşük oluşu, gerekse şehir gürültüsünden uzak oluşu nedeni ile sağlıklı yaşam açısından büyük önem taşır. Burası doğa güzellikleri nedeni ile yabancı ve yerli turistlerin ilgi odağı halindedir. Dağ, orman ve deniz iç içedir. Çevre dağ ve deniz sporlarına elverişlidir. Sabah veya akşam yürüyüşleri yaparak stres atar, her denli solunum, şeker, metabolizma rahatsızlıklarından kurtulma imkanına sahip olabilirsiniz. Köy deniz manzaralı olup denize uzaklık karadan 15 km'dır. Altyapı ( içme sularlı, elektrik, fiberoptik telefon hattı, dijital santral, asfalt yol vb. ) mevcuttur. İyi asfaltlanmış yol nedeni ile Kemer'e ve Kumluca'ya ulaşımı oldukça kolaydır. Kemer'e 15, Kumluca'ya 20 dakika uzaklıktadır. Bu iki şehirde de tanınmış alışveriş merkezleri ve sağlık hizmetleri mevcuttur.

OLYMPOS

Antalya'nın batısında Kemer ile Adrasan arasındadır. Antalya-Kumluca yolunda Phaselis'i geçtikten sonra Çıralı ve Olympos'a giden yolları gösteren iki işaret görülür. Her iki yolla da Olympos'a ulaşılır. Çıralı, Olympos'un yanında eski bir liman köyüdür. Olympos M.Ö. II.yüzyılda kurulmuş bir liman kentidir. İ.S. XV.yüzyıla kadar varlığını korumuştur. Ünlü Bellerophontes - Chimera savaşı burada yapılmıştır. Antik kent eşsiz güzellikteki bir vadinin iki yakasındadır. Vadi ve kentin denize ulaştığı yerde kumsal çok güzel bir plaj oluşturur. Çıralıdan sonra önce bir dere yatağından geçen ardından dar ve engebeli bir yokuştan 1 saatlik yürüyüş sizi Chimera'nın eşsiz doğal ortamına götürecektir.Çıralı ilginç bir doğa harikasıdır. Yerli halkın "Yanartaş" dedikleri bu dağda, doğal gaz sızıntısının oluşturduğu ve binlerce yıldır hiç sönmeden yanan alevler yükselir gökyüzüne.

ADRASAN

Beldemiz Çavuşköy (Adrasan) İlimiz Antalya'nın 90 Km. batısında, Kumluca'nın 25 Km. doğusunda çevresi ormanlarla çevrili eşsiz doğal güzellikleri, benzersiz koyu ve tarihi zenginlikleri ile ülkemizin cennet köşelerinden birisi konumundadır. 1995 yılında Çavuşköy adı ile belediye hüviyeti kazanan beldemizin tarihi mitolojik çağlara dayanmaktadır. Likya, Roma ve Bizans dönemlerinde doğal limanı ile önemini her zaman hissettirmiş olan Adrasan'a LUVİ dilinde ADRASAWANA dendiği, bununda Toros ülkesi anlamına geldiği, ayrıca Likyalıların da Beldemiz Adrasan'a edrassa dedikleri, böylece beldemizin ilk kurulduğu tarihten günümüze kadar Adrasan olarak anılmıştır. Mitolojik çağlardan çok yakın bir zamana kadar Adrasan olan Beldemizin ismi 1960'lı yıllarda Çavuşköy olarak değiştirilmiştir. Öyle ki beldemizde yaşayan orta yaştaki insanların kimliklerinde doğum yeri olarak da Adrasan yazmaktadır. Hala da belde ve bölge halkı ile turistler Adrasan adını kullanmaktadır. Yaklaşık 70 pansiyonu ve 1500 yatak kapasitesi ile Turizme hizmet etmekte olan beldemizin özellikle turizm sezonunda yerli ve yabancı yataklı ve günübirlik gelen turistlerle nüfusu 2-3 bine ulaşmaktadır. Ayrıca; Beldemiz topraklarının %80'inde seracılık ve narenciyecilik ile birlikte hayvancılıkta yapılmaktadır. Belediyemiz toptancı halinden günde ortalama 10-12 kamyon, haftada ortalama 3-4 tır ülkemizin ve dünyanın çeşitli yerlerine yaş sebze ve meyve taşımaktadır. Çavuşköy Adrasan Kıyıları eşsiz güzelliğe sahip, gelenek ve görenekleri ise ayrı bir güzelliğe sahip olup; Adrasan'ın 2000 yılın üzerinde bir tarihe sahip olduğu anlaşılmıştır.

DEMRE( MYRA)

Finike ile Kaş arasında, Finike'ye 25, Kaş'a 48 km. uzaklıkta olan Demre Likya uygarlığının en önemli 6 kentinden birisi olup kuruluşu ilk kez M.Ö. V. yüzyılda yerleşim merkezi haline gelen Demre, önceleri deniz kıyısında iken Demre çayının getirdiği alüvyonlar sonucunda denizle olan bağlantısı kesilmiştir. M.S. IX. yüzyılda Arap akınları sonucu terk edilmiştir. Kaya Mezarları, Tiyatro ve St.Nicholas Kilisesi varlığını günümüze değin sürdürebilmiş yapılardan bazılarıdır. Hadrian tarafından yaptırılan içinde tahıl ambarı da bulunan Andriake limanının Demre ile bağlantısı vardır.
Noel Baba olarak bilinen St.Nicholas (Aziz Nikola, Santa Claus, Heilige Nikolaus, Noel Baba) M.S. 245 yılında Fethiye yakınlarında Patara kentinde doğmuş, M.S. 363 yılına değin Anadolu'da yaşamış bir azizdir.

Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak iyi bir eğitim görmüş ve kendini insanlara adamıştır. Yaptığı yardımlarla çevresinde sevgi bağı oluşturan St.Nicholas, denizcilerin ve çocukların koruyucusu olarak Noel Baba adı ile bu güne değin yaşatılarak efsaneleştirilmiştir.
Demre Piskoposu olarak çevresinde yaptığı dini ve sosyal çalışmalarla halkın sorunlarına insancıl çözümler getirmiştir. Öldükten sonra Demre'de gömülmüş ve adına bir kilise yaptırılmıştır. St. Nicholas'ın kemiklerinin bir kısmı 1080 yılında İtalyan tacirler tarafından Bari'ye kaçırılmıştır. Ancak acele ile götürülemediği anlaşılan bir kısım parçaları ise bugün Antalya Müzesi'nde sergilenmektedir. Hollanda'da Sinterkoas, Fransa'da Pere Noel, İngiltere'de Father Christmas, Amerika'da Santa Claus ve Almanya'da Heilige Nikolaus hikayelerinin aslı St. Nicholas'dır. Bugün pek çok ülkenin baş azizi olan St. Nicholas'ın ölüm tarihi olan 6 Aralık'ta törenler düzenlenir, çocuklara hediyeler verilir ve bu kutlamalar Noel Yortusuna değin uzayarak yeni bir yıl özelliği kazanır. İlki 5-7 Aralık 1983 yılında yapılan Noel Baba sempozyumu o günden beri değişik din ve eğitimlerden gelen insanların katılımlarıyla her yıl tekrarlamaktadır. Sempozyumlarda, Anadolu'lu St. Nicholas'ın insan sevgisinden yararlanarak, dini ve inancı değişik tüm insanlara barış, dostluk ve kardeşlik çağrısı yapılır.

Dolichiste (Kekova)

Doğa ve tarihin bütünleştiği bir dünya cenneti olan Kekova olağanüstü güzellikleri bünyesinde barındırmaktadır. Mavi yolculuk yapanların kolayca ulaşıp gezebildiği ve yatlarını emin bir şekilde demirleyebildiği bir yer olan Kekova tarihle iç içe inanılmaz güzellikler sergiler. Kekova'ya denizden ulaşım Kaş ve Kale Çayağzı'ndan kiralanan kayıklarla yapılabilir.
Kaş'tan sonra Uluburun geçilerek Kekova'ya doğru yol alındığında önce Sıcak Yarımadası ile karşılaşılır. Sıcak İskelesinde Aperlai antik kenti, yarımadanın ucunda Toprakada ve Karaada yer alır. Bundan sonra Kekova Adası uzanmaktadır. Bu adadan dolayı tüm bölge Kekova adıyla anılmaktadır. Kekova Adası depremlerle biraz suya batmış bu nedenle buraya batık şehir denilmiştir. Kekova Adası'nın karşısında Kaleköy ve biraz ileride de yatlar için sakin bir koy olan Üçağız Köyü bulunmaktadır.
Fenike - Kaş karayolundan Kekova levhasının bulunduğu yola sapıldığında 19 km sonra bir doğa harikası olan Üçağız'a ulaşılır. Burası tarihle doğanın ve bugünkü yaşamın iç içe olduğu bir bölgedir. Sıcak İskelesindeki Aperlai, Batık Kent, Kaleköy'deki Simena, Üçağız'da bulunan Theimussa, Gökkaya koyu üzerindeki Istlada birbirine çok yakın antik kentlerdir. Deniz kenarındaki bu kentlerden başka Kılıçlı'da Apollonia, Üçağız'a 2 km uzaklıkta yol üzerindeki Çevreli'de Tyberissos antik kenti bulunur. Tyberissos eski adı Tirmisin olan ovaya bakan 365 m yükseklikteki bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Dağın eteklerinde bir düzineye yakın Lykia lahdi ve güvercin yuvası şeklindeki Lykia kaya mezarları bulunmaktadır ki bunlar Hellenistik ve Roma Çağı'na aittir. Antik şehir tepenin iki zirvesinde yer alır. Kuzeyde şehrin akropolisi, bulunmaktadır. Daha alçak olan güney tepesinde ise Dor düzenindeki Apollon tapınağının üzerine onun taşları ile yapılmış olan bir kilise bulunur. Çevreli'den Kapaklı'ya doğru gidilirse 4 km sonra İnişdibi denilen yere gelinir. Bu alanın doğusunda yani deniz tarafında 10 dakikalık bir yürüyüş yapılırsa ilginç yapılarıyla ünlü Istlada antik kentini de görme şansına sahip olabilirsiniz. Buradaki şehirler küçük olduğundan birkaçı birleşerek Lykia Birliği içinde temsil edilmekteydiler. Örneğin; Aperlai, Simena, Apollonia ve İsinda bu birlik içinde temsil ediliyordu. Çevreli'den 2 km sonra yol bizi bir yeryüzü cenneti olan Kekova'ya ulaştırır. Bu yol Üçağız'da bitmektedir. Ancak buradan teknelerle Kaleköy'deki Simena, Batık şehir, Sıcak İskelesi'ndeki Aperlia görülebilir.

Kekova Adası

Bölgeye adını veren ada, Kale Köyü'nün önünde uzanan büyükçe bir adadır. Ucunda yer alan Tersane Koyu'na tekneler yerleşebilir. Burada Bizans Devri'ne ait bir kilisenin apsisi ile karşılaşılır. Kazı yapılmadığı için tarihini bilmediğimiz bu adanın her tarafı kalıntılarla doludur. Tersane Koyu'na göre sağ tarafta denize batmış dükkânlar ile sol tarafta batık şehrin su içindeki kalıntıları görülebilir. Kıyıya takip ettiğimizde, evlerin yarısının sulara gömüldüğünü ve merdivenlerin denize indiğini görebiliriz. Ayrıca denizin içinde temeller ve ev tabanlarını da görmek mümkündür.

KAŞ

Tarihçesi;

Kaş köyleri edinilen belge ve buluntulara göre, Lykia medeniyetinin en önemli bölgesidir. Teke yarımadası sahillerinin M.Ö. 6 bin yılı öncesinden beri iskan edildiği bilinmektedir. Kaş arazi kesiminin batısında ve denize bakan bir tepede kurulmuştur. Şehir daha sonra genişlemiş
ve kuzeybatıya doğru büyümüştür. Kaş'ın doğu ve kuzeyinde yer alan dağlarda birçok kaya mezarı bulunmaktadır. Lykia yazılarını taşıyan kaya mezarları "İonik" tarzda şekillendirilmiştir.
Kaş'ın eski ismi Antiphellos'tur. Bu isimden de anlaşılacağı gibi şehir bir Lykia şehridir.

Coğrafya;

Kaş; yüzölçümü 2231 km kare olan bir ilçedir. Batıda Eşen Çayı ile Fethiye'den (Muğla) ayrılır. Doğuda Kale (Demre)'ye kuzeyde ise Elmalı ilçesine komşudur. Antalya'ya 168 km. mesafede ve Akdeniz'de ise Meis adası ile karşı karşıya olup, bu ada vasıtasıyla Yunanistan ile komşudur. Kaş'ın sahil uzunluğu 70 km civarındadır. Kaş'ta Akdeniz iklimi hüküm sürer. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Deniz seviyesinden 700 m. yüksekliğe kadar Akdeniz iklimi etkisi görülür. Yüksek kesimlerde ise karasal iklim etkisindedir. İlçenin ekonomik ve sosyal yapısı son yıllarda çok önemli değişikliklere uğramıştır. Önceleri toprağa bağlı, tarımcılık ve hayvancılık yapılırken, bu gün yerli halkın ve dışarıdan gelen birçok müteşebbislerin turizme yönelik işler yapması, ekonomik ve sosyal yapının değişmesine yol açmıştır.

Ekonomi;

Kaş halkı geçimini yaz aylarında turizm amaçlı pansiyon, otel, ve motel işletmeciliği yaparak sağlamaktadır, ilçe halkının çoğunun yayla köylerinde toprakları mevcuttur. Ova ve yaylalarda yurdumuzun önemli yaş sebze, meyve ve çiçek üretimi yapılmaktadır. Kış aylarında da üretim seralarda yapılarak içte ve dışta pazarlanmaktadır. Yine yüksek ve dağlık yerlerde elma üretiminde önemli bir tarım girdisidir.

Nüfus ve İdari Yapı;

Kaş ilçesinin nüfusu 1997 nüfus tespitine göre 7942'dir. Köyleri ve Bucaklarıyla toplam nüfusu 46.625'dir. Nüfus yoğunluğu Kaş, Kalkan, Kınık, Patara ve Gömbe'de toplanmıştır. Kaş'a bağlı 48 köy ve 3 Bucak vardır.

Kültür;

Kaş ve çevresinde giyim, el sanatları ve halk oyunları bakımından hala geleneklerini devam ettirmektedir. Yörenin ünlü "Barak Kilimi" Yayla Kılıçlı ve Yeşilbarak köylerinde dokunmaktadır.

PATARA

Kalkan-Fethiye karayolunda, Kalkan'dan yaklaşık 10 km. önce ve güneyde yer alır Patara. Akropol'de bulunan renkli seramikler kentin tarihinin M.Ö. V. yüzyıla uzandığını kanıtlamaktadır. Patara, Büyük İskender'e kapılarını açmış ve bu olaydan sonra önemli bir liman kenti özelliğini kazanmıştır. Kent ayrıca St. Nicholas'ın doğum yeri olduğu için de önemlidir. Biri Pataraya giden üç kapılı surlar M.S. 110 yılında vali Modestus tarafından yaptırılmıştır. En önemli yapılarından birisi kumlar altında kalmış tiyatrosudur.

Telmessos (Fethiye)

Fethiye, Mendos Dağı'nın eteklerinde, adını verdiği körfezin kenarına eski Telmessos'un üzerine kurulmuştur. Bu nedenle harabeler bugün bu şirin ilçenin altında kalmıştır. Fethiye, konaklama tesislerinin fazla oluşu, birbirinden güzel koyları ve yat turizminin de gelişmesinden dolayı Batı Lykia bölgesi gezilerinin merkezini teşkil eder. Dalaman Havaalanı'ndan 50 km uzaklıkta bulunan Fethiye'ye Muğla, Denizli ve Antalya yoluyla gelinebildiği gibi, deniz yoluyla da ulaşılabilir. Tarih, doğa ve deniz ile iç içe olan Fethiye'de konaklayanlar, civardaki Kadyanda, Pınara, Tlos, Sidyma, Xanthos, Letoon ve Patara gibi antik şehirleri de kolaylıkla gezebilirler. Burada, 16 derecenin altına düşmeyen sıcaklığıyla dokuz ay kalınıp denizden faydalanılabilir.

PERGE

Antalya'nın 18 km. doğusunda Düden ve Aksu akarsuları arasında kurulmuştur. Deniz kıyısında bulunmadığı için Korsanların baskı ve yağmalarından uzak kalmıştır. Bu nedenle gelişme sürecinde duraklamalar görülmez. Kuruluşu M.Ö. 1200 yılındadır. M.S. 334 yılında Side gibi Perge de Büyük İskender ile antlaşma yapmıştır. Böylece kent savaşmamış, yakılıp yıkılmamıştır. Helen, Roma ve Bizans dönemini yaşamıştır. 15.000 kişilik tiyatrosu M.S II. yüzyılda yapılmıştır. Tiyatronun hemen yakınındaki stadyum 12.000 izleyici alır. Ege bölgesinde Aphrodisiasdaki stadyumdan sonra en iyi korunmuş stadyumdur. Stadyumun oturma yerlerinin altında dışa açılan ve dükkan olarak kullanıldığı sanılan 30 adet oda vardır. Son yıllarda yapılan kazılarda çok sayıda heykel ve sanat eseri bulunmuştur. Kapıları, Agorası (çarşı), Nymphaeumu (çeşme), Sütunlu caddeleri, Mezarlığı, Bazilikası (kilise) ve Akropolu (kale) Perge'nin görülmeye değer yerlerinden bazılarıdır.

BELEK

Belek'in Antalya'ya ve Antalya havalimanına yakın olması gibi önemli bir avantajı bulunmaktadır. Konaklama tesisleri kilometrelerce uzanan orman ve kumsal arasına son derece uyumlu yerleştirilmiş ve hemen hepsi yüksek standartlı. Belek'te Birinci sınıf tatil köyleri, 5 ve 4 yıldızlı oteller hizmet vermektedir. Belek'li turizmciler, çevrelerine sahip çıkıyorlar. Ormanın doğusundaki sulak alanın ve derenin ıslah edilmesi ve bir kuş cennetine dönüştürülmesi için çevreci kuruluşlarla birlikte çalışıyorlar. Belek sulak alanında bugüne kadar kayda geçmemiş yeni kuş türlerinin bulunduğu ve koruma altına alınması için gerekli hazırlıklar sürdürülüyor.
Belek ayrıca Türkiye'de golf turizminin de merkezi sayılıyor. Türkiye'nin uluslararası standartlara sahip golf kulübleri bu bölgede hizmet vermektedir. Türkiye'nin en büyük golf merkezi olarak öne çıkan Belek'te uluslararası normlara uygun golf kulüpleri bulunmaktadır. Bunların bazıları otel bünyesinde olup, özel golf kulübü de yer almaktadır. Denizle ve ormanla iç içe geçmiş golf alanları golf meraklıları tarafından çok beğenilmektedir. Belek'in golf merkezi olarak ünü de dünyada her geçen gün biraz daha artmaktadır. Belek aynı zamanda, Aspendos, Sillyon, Köprülü Kanyon, Selge, Perge, Side gibi ören yerlerine çok yakın. Sillyon antik kenti, Antalya-Alanya yolu üzerindeki Belek sapağından sadece 6 km kuzeyde. Aspendos aynı sapaktan 18 km uzaklıkta. Selge - Köprülü kanyon ayrımı ise 20. km'dir.

SİDE

Side'yi, İzmir'in kuzeyinde bulunan ve Aiol kentlerinden birini oluşturan Kymeliler kurmuşlar. Buluntulardan kentin tarihinin M.Ö. 7. yüzyıla kadar uzandığı tahmin ediliyor. Side'nin "nar" anlamına geldiği belirtiliyor. Nar, Roma dönemine değin kentte basılan paraların üzerinde kullanılmış. ide'nin refah çağı, Roma İmparatorluğu ile iyi ilişkiler kurduğu M.Ö. 1. ve 2. yüzyıllara rastlıyor. Bu dönem M.S. 3. yüzyıl ortalarına kadar devam ediyor. Bugün kentte görülen yapıların en görkemlileri Roma çağının bu evresinde yapılmış. 4. yüzyılla birlikte yoksullaşan, sınırları daralan Side, 5. yüzyıldan sonra piskoposluk merkezi durumuna gelmiş ve yeniden canlanmış. Denize uzanmış bir burun üzerinde kurulmuş Side tarihle iç içe bir kent görünümündedir.

MANAVGAT

Tarihçe;
Manavgat İlçesinin kuruluş tarihi ile ilgili olarak kesin bir tarih verilmese de sınırları içerisinde bulunan Side (Selimiye Köyü) ve Selge (Altınkaya Köyü) antik kentlerinin M.Ö.6.yy'da kuruldukları sanılmaktadır. Manavgat 1220 yılında Selçuklu, 1472 yılında da Osmanlı İmparatorluğu'nun idaresine geçmiştir. 1914 yılında ilçe olmuş, Taşağıl ve Beşkonak Nahiyeleri kurularak ilçeye bağlanmıştır.

Coğrafya;

Manavgat İlçesinin Kuzeyi Toros dağları ile çevrilidir. Sahil şeridi plajları ve eşsiz kumsallarla kaplıdır. Denizden iç bölgelere gidildikçe ekilebilen düz ovaların yanında engebeli bir arazi yapısı gözlenir. Toros Dağları arasında gizlenen Eynif ovası ünlüdür. Toros Dağları üzerinde Yörüklerin konakladığı eşsiz yaylalar vardır. İlçenin Doğuda sınırını oluşturan Alara Çayı, Karpuz Çayı ve İlçe Merkezinden Manavgat Nehri ile üzerindeki Manavgat Şelalesi ülkemizde olduğu kadar dünyaca da ünlüdür. Bunun yanında irili ufaklı dereler vardır. Ünlü Seyyahımız Evliya Çelebi'nin kaplan avladıklarını yazdığı Sarı Su Deresi İlçemiz sınırları içerisindedir. İlçemiz de son yapılan araştırmalarda Ahmetler Köyü ile Gebece köylerinde bulunan mağaralarda etüt çalışmaları tamamlanmış Ülke ve Bölge turizmine kazandırılmaya çalışılmaktadır. İlçe merkezine 60 km. uzaklıkta bulunan ve Köprü ırmağını da içine alan ve milli parka adını veren "Köprülü Kanyon" çok ünlüdür. Köprülü Kanyon Milli Parkı içerisinde ve Altınkaya Köyü içerisinde bulunan vadiye gizlenmiş selvi ormanının dünyada bir eşi benzeri yoktur. Toros Dağları yaygın Kızılcam, Karaçam, Sedir, Selvi ormanları ile kaplıdır. İlçemiz arkeolojik eserler açısından çok zengindir. Side antik kenti, bir benzeri bulunmayan Antik Tiyatrosu, Hamamı, Antik Su Yollarıyla, Seleueka antik kenti, Sırt Köyü sınırlarında bulunan antik yerleşim bölgesi ilginç kalıntı ve kaya mezarlarıyla, şimdiki adı Altınkaya Köyü olan Selge antik kenti, yıkılmış haldeki tiyatrosu, kral yoluyla ve diğer kalıntılarıyla çok önemlidir. Bunun yanında Beydiğin Köyü sınırları içerisinde yer alan va Kervanyolu üzerinde bulunan Selçuklu eseri olan Kargı Han çok ünlüdür. İlçemizde eski eser niteliği durumunda bir camii ve türbe bulunmaktadır. İlçemiz turizm bölgelerinin başında Side gelmektedir. Bununla birlikte; Titreyengöl, Çolaklı, Kızılağaç ve Kumköy önemli turizm bölgeleridir. İlçemizde karakteristik Akdeniz iklimi hakim olduğu için yazları sıcak ve bol güneşli olması, kışın da ılık ve yağışlı olması bir yıldaki turizm gün sayısını arttırmaktadır. Nisan ayından Kasım ayına kadar aktif turizm yaşanmaktadır. Turizm yalnız deniz kıyısında denize girip güneşlenerek yapılmamaktadır. Turizmde çeşitlilik günümüzde artış göstermiştir. Köprülü Kanyon Milli Parkı içindeki Köprü Irmağında rafting, jeep safari, ören yerleri gezileri, su sporları, halk pazarlarını gezme, kültürel ve sanatsal faaliyetler (Manavgat Kültür ve Turizm Festivali) bunlardan bazılarıdır.

Ekonomik ve Sosyal Yapı

İdari Yapı;
Manavgat ilçesi, Antalya ilimize 75 km. uzaklıktadır. Doğusunda Alanya, Gündoğmuş, Akseki ilçeleriyle, Kuzeyde; İbradı ilçesi ile Isparta ili Sütçüler ilçesi, Batıda Serik ilçesiyle, Güneyde ise Akdeniz ile çevrilidir. Yüzölçümü 2283 km2'dir. 62 km'lik sahil şeridine sahiptir. İlçenin merkez belediyesi dışında; Taşağıl, Side, Çolaklı, Ilıca, Evrenseki, Gündoğdu, Sarılar, Kızılot ve Oymapınar Beldeleri ve Belediyeleri bulunmaktadır. İlçeye bağlı 76 köyü mevcuttur.

Ulaşım;

Manavgat ilçe merkezinde Antalya-İçel karayolu (D 400 devlet yolu) geçmektedir. Daha önceleri kent merkezinden geçen D 400 karayolu, Manavgat Irmağı üzerine yapılan Manavgat Köprüsü ve çevre yoluyla kent dışına taşınmıştır. İlçenin İç Anadolu ile bağlantı yolu çok işlektir. İlçenin Belde ve köyleriyle Karayolu ulaşımı iyi durumdadır. İlçenin 127 köyü ve yerleşim ünitesi asfalt yol uzunluğu toplam; 362 km, 74 köy ve yerleşim ünitesi stabilize yol uzunluğu toplam; 345 km, 46 yerleşim ünitesinin tesviye yol uzunluğ toplam; 234 km, 12 yerleşim ünitesinin ham yol uzunluğu toplam; 84 km. dir.

Nüfus;

Manavgat ilçesinin 1997 yılı nüfus tespitine göre; İlçe merkez nüfusu: 76313 Beldeler nüfusu: 37977 Köyler nüfusu: 53178 Genel Nüfus toplamı: 167468 Toplam nüfusun, %45.57 ilçe merkezinde, %22.67 Beldelerde, %31.76 Köylerde oturmaktadır. 1990 yılı genel nüfus tespiti verilerine göre: İlçe Merkezi Nüfusu'nun, 22291' i Erkek, 16207'si Kadındır. Nüfusun %97'si okur yazar durumda. İlçe merkezi özellikle turizmdeki hızlı yatırımlar sonucunda çok hızlı göç almıştır. 1970 yılında ilçe nüfusu toplam: 45005 1997 yılında ilçe nüfusu toplam: 167468'dir. İlçenin 76 köyünün, 28 köyünün nüfusu 500'den az, 36 köyünün nüfusu 500-1000 arası, 12 köyünün nüfusu ise; 1000-2000 arasındadır.

Eğitim;

Manavgat ilçesi okullaşma açısından son yıllarda önemli bir atılım içerisindedir. Özellikle 8 yıllık eğitim programı uygulamaya başlandıktan sonra İlköğretim okulları yaygınlaştırılmıştır, ilçede 82 İlköğretim okulu yanında 2 adet de özel ilköğretim okulu bulunmaktadır. Bunu yanında Belenobası, Kızılağaç, Sağırin ve Seki Köseoğlu okulları ikili ilköğretim Okulları durumuna getirilmişlerdir. İlçe merkezinde 6 Lise (Anadolu Lisesi, Manavgat Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Meslek ve Kız Meslek Lisesi, Ticaret Meslek Lisesi, İmam Hatip Lisesi), yanında l Özel lise, l Çıraklık Eğitimi Merkezi ile Halk Eğitimi Merkezi bulunmaktadır. Bunun yanında inşaatı bitmekte olan Anadolu Turizm Otelcilik Okulu 2000-2001 eğitim ve öğretim yılında hizmete açılacaktır. 1999-2000 eğitim ve öğretim yılında; 17.867 öğrenci İlköğretim Okullarıda, 2.278 öğrenci Lise ve dengi okullarda, 2.020 öğrenci de yaygın eğitim kurumlarında öğrenim görmüş. 2000 yılı üniversite seçme ve yerleştirme sınavında büyük başarı göstermiştir. İlçede toplam 154 okul faaliyet göstermektedir. Bunlardan en eskisi ilçe merkezinde bulunan Çağlayan ve Toros İlköğretim Okulları en eskileridir, 1950 yılında eğitim ve öğretime açılmışlardır. ilçe Merkezi'nde 4 katlı İlçe Halk Kütüphanesi ile Taşağıl Beldesi'nde Halk Kütüphanesi bulunmaktadır.

ALANYA

Alanya, geniş plajları, turistik tesisleri ve tarihi eserleriyle önemli bir tatil kentimiz. İlk kez ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu bilinmemekte. Kentin bilinen en eski adı "Coracesium". Bizans Dönemi'nde kente "Kalonoros" denmiş. 13. yüzyılda Anadolu Selçuklu hükümdarlarından I.Alaaddin Keykubat'ın (1200-1237) kaleyi alması ile şehrin ismi "Alaiyye" olarak değişmiş. 1935 yılında kenti ziyaret eden Atatürk "Alanya" adını vermiş. Coracesium'dan ilk kez bahseden M.Ö.4. yüzyıl Antik Çağ coğrafyacılarından Skylaks'tır. Bu dönemde bölge Anadolu'nun önemli bir bölümünü istila eden Perslerin egemenliği altındadır. Yöreyi görüp daha sonra bundan eserlerinde söz eden kimseler arasında Strabon, Pir-i Reis, Seyyah İbn-i Batura ve Evliya Çelebi gibi gezginler vardır.

Gezilecek Önemli Yerler:

Selçuklu Kalesi: Gelenleri ilk karşılayan Alanya Yarımadası'nın üzerinde bir taç gibi kurulmuş olan ve 13. yüzyıldan kalma şahane Selçuklu Kalesi'dir. Çifte duvarlı ve iyi korunmuş kalenin surlarını 150 kule kuşatır. Dış duvarlarda bir caminin yıkıntıları, bir kervansaray ve bir kapalı çarşı; iç duvarlar içinde de harap olmuş bir sarnıç ve bir Bizans kilisesi yer alır. Her ne kadar Alanya'nın tarihi Roma dönemine kadar gitse de; bu kent en görkemli dönemini Alaaddin Keykubat kışlık konaklama mekanını ve donanma üssünü buraya taşıyınca yaşamıştır.Yapılar şehrin Selçuklular döneminde taşıdığı önemi sergilemektedir. Kızıl Kule: Buralara gelmişken eşi benzeri olmayan sekizgen KIZIL KULE'yi ve tersaneyi muhakkak görün.Askerî amaçla ve limanı kontrol altında tutmak için 1226 yılında yapılmış olan bu anıtsal yapı, Selçuklu sanatının eşsiz örneklerinden olup; Alanya'nın simgesi durumundadır. 1951-1953 yıllarında onarıldıktan sonra 1979'da yapının giriş katında Alanya yöresine özgü, halı, kilim, giysi, mutfak gereçleri, silahlar, tartı aletleri, aydınlatma aletleri, dokuma tezgâhı ve yörük kültürünü yansıtan çadır gibi etnografik nitelikte eserler sergilenerek, yapıya etnografya müzesi işlevi kazandırılmıştır. Damlataş Mağarası: Eğer mağara keşfetmekten hoşlanıyorsanız Damlataş Mağarası'nı gezin. Mağara yakınında Etnografya Müzesi yer almaktadır. Tekneyle üç deniz mağarasına ulaşabilirsiniz; fosforlu kayalarıyla fosforlu Mağara, korsanların kadın esirleri tuttukları Kızlar Mağarası ve Aşık.